31 Ağustos 2009 Pazartesi

Avrupa’nın 301.Madde Oyunu



Avrupa’nın 301.Madde Oyunu



Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, “Türklüğü, cumhuriyeti, TBMM‘yi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayanlara hapis cezası verilmesini” düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 301′inci maddesinin değiştirilmesine yönelik girişimlere tepki gösterdi.

İYİ NİYET GÖREMİYORUM
TCK’nın 301′inci maddesinin, “sadece Türkiye ve Türk hukukuna özgü bir düzenleme olduğu, benzer düzenlemelerin AB ülkelerinin ceza kanunlarında yer almadığı” savunmasının kocaman bir yalan olduğunu belirten Aygün, bu nedenle de AB’nin Türkiye’yi 301′inci madde konusunda sürekli baskı altında tutmasında iyi niyet göremediğini vurguladı. Aygün, “Türklüğe hakareti serbest bırakacak böyle bir değişikliğin ardından, AB’nin Türkiye Cumhuriyetini düşmanlarına karşı korumasız bırakacak başka değişiklikler de isteyeceğini tahmin ediyorum” dedi.

ERMENİSTAN’IN TALEBİ

Ermenistan Meclisi’nde de “301′nci maddenin kaldırılması” talebinin dile getirildiğini hatırlatan Sinan Aygün, Ermenistan‘ın bu talebiyle, AB’nin kendi ülkelerinin yasalarında da benzerleri bulunan bir düzenlemenin, Türk Ceza Yasası’ndan çıkarılması için Türkiye’ye bu kadar baskı yapması tesadüf olamaz” dedi.

TAVİZ VERİLİRSE GERİSİ DE GELİR

Aygün, taviz verilmesi halinde 301′inci maddeden sonra, TCK’nın “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” suçunu düzenleyen 216′ncı maddesi, “Yargı görevi yapanı engelleme” suçunu düzenleyen 277′nci maddesi, “Soruşturmanın gizliliği ihlalini” düzenleyen 285′inci maddesi, “Halkı askerlikten soğutmayı” suç sayan 318′inci maddesi gibi maddelerin değiştirilmesi ya da kaldırılmasının gündeme getirileceğini ileri sürdü.


“DİĞER ÜLKELERİN 301′E BENZER DÜZENLEMELERİ”
Aygün, 301′inci maddenin benzerlerinin, hatta çok daha sertinin birçok Avrupa Birliği ülkesinin yasalarında bulunduğunu ve tümünde de bu tür suçlara çok ağır hapis ve para cezaları öngörüldüğünü ve mahkûmiyet kararları verildiğini belirtti. Avusturya’da 2003 yılında bir kişinin, Almanya‘da 2004 yılında 72 kişinin, İtalya‘da 2000 – 2004 yılları arasında toplam 107 kişinin, Hollanda” da 2004-2006 yılları arasında 419 kişinin, TCK’nın 301′inci maddesine benzeyen maddelerden mahkûm olduğunu hatırlatan Aygün, Polonya’da da 2004-2005 yıllarında toplam 109 kişi hakkında dava açıldığını ifade etti.Aygün bazı AB ülkelerinin yasalarında bulunan 301′inci maddeye benzeyen maddeleri şöyle sıraladı:Aygün bazı AB ülkelerinin yasalarında bulunan 301′inci maddeye benzeyen maddeleri şöyle sıraladı:Aygün bazı AB ülkelerinin yasalarında bulunan 301′inci maddeye benzeyen maddeleri şöyle sıraladı:
Aygün bazı AB ülkelerinin yasalarında bulunan 301′inci maddeye benzeyen maddeleri şöyle sıraladı:
AVUSTURYA
Avusturya Ceza Kanunu’nun 248′inci maddesinde, “Her kim kasten, kötü niyetle Avusturya Cumhuriyeti ve eyaletlerine hakaret ve tahkir ederse bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır. Her kim birinci paragrafta açıklandığı gibi kötü niyetle kamuya açık bir organizasyon veya toplantıda Avusturya Cumhuriyeti veya eyaletlerinin resmi bir amaç için kullanılan bayrağına, ulusal veya eyaletlerinin ulusal marşlarına hakaret eder, tahkir eder veya aşağılarsa 6 aya kadar hapis cezası veya günlük para cezasının 360 katı para cezasına çarptırılır” hükmü düzenlenmiştir.
İTALYA
İtalya Ceza Kanunu’nun 292′nci maddesinde devlete karşı işlenen suçlar başlığı altında, “… her kim ulusal bayrağı veya devlete ait diğer bir sembolü aşağılarsa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” denilmektedir.
ALMANYA
Almanya Ceza Kanunu’nun Madde 90′ıncı maddesinde devlet ve devlet sembollerinin aşağılanması suçu düzenlenmektedir. Madde “Her kim bir toplantıda veya yazı dağıtmak suretiyle kötü niyetle Almanya Federal Cumhuriyeti’ne veya eyaletlerinden birine veya anayasal düzenine hakaret eder veya küçük düşürecek olursa veya Almanya Federal Cumhuriyeti’nin veya eyaletlerinden birinin renklerini, bayrağını, armalarını veya ulusal marşlarını tahkir ederse üç yıla kadar hapis veya para cezası ile cezalandırılır” hükmünü içermektedir.
POLONYA
Polonya Ceza Kanunu’nun Madde 133′üncü maddesinde de “Her kim Polonya halkını ve Cumhuriyeti’ni alenen tahkir/tecavüz ederse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” denilmektedir.
İSPANYA
İspanya Ceza Kanunu’nun 543′üncü maddesi ise “… İspanya’nın, özerk topluluklarını, sembol veya amblemlerinin sözlü, yazıyla veya fiili olarak alenen aşağılanması veya tahkir edilmesi, yedi aydan oniki aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmünü taşımaktadır.
DANİMARKA
Danimarka Ceza Kanunu’nun 110′uncu maddesinde : “Her kim yabancı bir milleti, devleti veya bayrak ya da alametlerini veya Birleşmiş Milletleri ya da Avrupa Parlamentosu’nu alenen aşağılarsa dört aya kadar, şayet ağırlaştırıcı nedenler varsa iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” denilmektedir.

FRANSA
Fransa‘da ise Fransız Basın Özgürlüğü Kanunu’nun 23, 30, 32/2, 33 ve 48′inci maddelerinde ağır cezalar öngörülmüştür. Özellikle 30′uncu madde “… hiç kimse Fransız ulusunu, Fransız devlet kurumlarını aşağılayıcı yayın yapamaz” hükmünü içermektedir. Ayrıca Fransa‘da 2003 yılında kabul edilen bir yasa, “Her kim ulusal bayrağa veya ulusal marşa hakaret ederse azami 9.000 Euro’ya para veya altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” hükmünün yanı sıra “Cumhuriyetin onurunu zedelemek”, “Kamu hizmeti sunan; hâkim polis, itfaiyeci, öğretmen veya otobüs kondüktörlerine hakaret” etmeyi kapsamaktadır.

PORTEKİZ
Portekiz Ceza Kanunu Madde 332: “… her kim sözle, hareketle, yazıyla veya bir iletişim aracıyla Cumhuriyeti, ulusal bayrağı veya ulusal marşı, Portekiz hükümranlığının herhangi bir sembolünü veya amblemini aşağılar veya gerekli saygıyı göstermezse 2 yıla kadar hapis cezası veya 240 gün karşılığı para cezası ile cezalandırılacaktır” hükmünü içermektedir.

Sevr’i Unutma Yeni Yol Tutma – M. Hilmi Yıldırım

Sevr’i Unutma Yeni Yol Tutma – M. Hilmi Yıldırım





Çocuklarımızın körpe beyinlerine yıllardır şu tekerlemeyi kazıyoruz:“Eskiyi unut, yeni yolu tut”.Ne kadar yanlış bir anlayış.
Çocuklarımızın körpe beyinlerine yıllardır şu tekerlemeyi kazıyoruz:
Çocuklarımızın körpe beyinlerine yıllardır şu tekerlemeyi kazıyoruz:“Eskiyi unut, yeni yolu tut”.

Geçmişi olmayanın geleceği olur mu? Maalesef, bu tekerlemeye inananlar, daha doğrusu bu yanlışa düşenler, bir hayli çoğaldı. Bu kişiler, Sevr’i unuttular, Batılıların da unuttuğunu zannettiler. Halbuki Batılılar, hiçbir zaman Sevr’i unutmuş, Lozan Antlaşması’nı da hazmetmemişler.
Lozan’da Amerikan görüşmecilerinin başkanı Grew, “Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazlasını bizim Türklere verdiğimizin belgesidir” demiştir.
Amerikalılar, Lozan Antlasması’na böyle baktıkları için 18 Ocak 1927’te ABD Senatosu’nda bu antlaşmayı oylamış ve reddetmişlerdir.


İngiliz New Conventiol gazetesi Lozan Antlaşması’ndan sonra Batılıların beklentilerini şöyle dile getirmiştir: “Türkiye, teorik bakımdan bağımsızdır. Ancak ekonomide yetersizdir, sermayeden yoksundur. Onun için bağımsızlığının ömrü kısa olacaktır”. Batılılar, bu beklentilerini günümüze kadar sürdürmüşlerdir


Batılıların bu beklentilerini unutanlar, bu yöndeki gayretlerini görmeyenler, bunları hatırlatanları “Sevr sendromundan kurtulamıyorlar” diyerek suçladılar.
Ne yazık ki, sorumlu mevkide olanlardan bazıları da bu suçlamalara katılmıştır.
O bakımdan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın, Sevr’e vurgu yapan şu sözleri, gerçekten çok önemli: “Türkiye’yi yeniden Sevr’e mahkûm edebilecek bir gücün mevcut olduğunu veya olabileceğini düşünmüyorum”.
Aynı şekilde Emekli Orgenerel A. Hurşit Tolon, ‘Sevr’e Giden Yol’ adlı kitabında şunları şöyler: “Düşmanlar, Sevr Antlaşması’nı rafa kaldırmışlardır, ama sonuna kadar rafta kalacak değildir. Zira bugün gerek komşularımızın ve gerekse yurtiçindeki bölücü unsurların vatanımızı parçalama ve akabinde ele geçirme faaliyetleri, Sevr Antlaşması’nın günümüze uygulanması çalışmalarının devamından başka bir şey değildir”.
İsterseniz, bu söylenenleri örneklendirelim.
Sevr’de ne deniliyordu: “Doğuda Ermenistan, Irak ve Suriye arasında Kürdistan kurulacaktır”.

Peki,
AB yetkilileri şimdi ne diyor: “Ermenistan soykırımını tanıyacaksın, Ermenistan sınır kapısını açacaksın, Kuzey Irak’ta fiilen kurulan Kürt devletini tanıyacaksın ve PKK ile anlaşacaksın”.


Ermeni soykırımını tanımak, Ermenistan’a toprak vermek demektir. Çünkü bunun sonucu oraya varır. Nitekim, Ermenistan anayasasında yer alan 11. ve 13. maddeler, Türkiye’den toprak talebini içermektedir. Dahası, Ermenistan, sınırlarımızı belirleyen Gümrü Antlaşması’nı kabul etmemektedir.
Yine Sevr’den devam edelim. Sevr’de ne deniliyordu: “İstanbul milletlerarası bir şehir olacaktır”.


AB ne diyor: “Patrikhanenin ekümenikliğini resmileştir, ruhban okulunu aç, gerekirse İstanbul’u tek başına AB’ye üye yapabiliriz”.
Sevr’de ne deniliyordu: “Boğazların idaresi bir komisyona verilmeli, sınırların korunması işgal güçlerine bırakılmalı”. AB ne diyor: “Türk ordusu küçültülmeli, sınırların korunması için AB ile işbirliğine gidilmeli, askerlik zorunlu olmaktan çıkarılmalı”.
Batılılar Sevr’i unutmuyorlar, unutmamak için yıldönümü toplantıları yapıyorlar.
20 Ağustos 2003 tarihinde Sevr’in 83. yıldönümü dolasıyısıyla İsveç’te yapılan bir toplantıda gazeteci Baksi, Avrupalılara Sevr’in 62.ve 63. maddelerini hatırlattı ve şöyle dedi: “Avrupalılar Lozan’ın ayıbından, Lozan’ın ihanetinden, ancak Sevr Antlaşması’nı dayatarak kurtulabilirler”.
Aynı toplantıda söz alan Sol parti lideri Hoffman da, “AB, Türkiye’yi üyeliğe alacaksa Lozan Antlaşması’nda yapılan hatayı düzeltmeli, Kopenhag Kriterleri Sevr’in yerini tutmalıdır” demiştir.
Bütün bunlardan sonra siz gelin, Batılıların Sevr’i unuttuğunu yeni bir yol tuttuğunu söyleyin. Söyleyebilir misiniz?

2 Ağustos 2009 Pazar

Sizinki Tatlı Can Da | Namdar Rahmi Karatay



-->
Eleştiri Şiirleri (Hiciv) | Sizinki Tatlı Can Da
Görmüyoruz sanmayın iç yüzünü işlerin,
O doğru duruşların, o eğri gidişlerin,
Neler çiğnediğini hiç durmadan dişlerin,
Ne yolda olduğunu o yaldızlı fişlerin,
Biliriz yenileni kuzu mudur, tavşan mı?
Sizinki tatlı can da bizimki patlıcan mı?
Maroken koltukların çıkardınız tadını,
Yokladınız güzelin elcilini, yadını,
Şu ince belli kızı, şu fıkırdak kadını,
Ne dediniz olmadı, bir yosma mı, civan mı?
Sizinki tatlı can da bizimki patlıcan mı?
Sizler de bizdendiniz, ne çabuk ayrıldınız?
Her biriniz en yüce yerlere kayrıldınız,
Kiminiz doğruldunuz, kiminiz eğrildiniz,
Böylece zevk içinde yaşarsınız, yalan mı?
Sizinki tatlı can da bizimki patlıcan mı?
Yok mu ata malından azıcık pay bize de?
Adımız hiç görülmez pasaportta, vizede,
Biz de gezmek isteriz Londra'da, Gize'de,
İsterseniz gideriz hatta Portekiz'e de.
Bizim yerimiz sade Sivas, Erzurum, Van mı?
Sizinki tatlı can da bizim ki patlıcan mı?
Ne sorulur bilseydik, amcamız, dayımız mı?
Değilse nemiz eksik aklımız, boyumuz mu?
Yoksa beğenilmeyen bir kötü huyumuz mu?
İnanımız mı bozuk, kanımız, soyumuz mu?
Bizim kanımız başka, sizinki başka kan mı?
Sizinki tatlı can da bizimki patlıcan mı?
Bizler de sizin gibi yorulmak istiyoruz,
Divanda, encümende kurulmak istiyoruz,
İnsanlar sırasında görülmek istiyoruz,
Kırk yıl posteki gibi sürünen de insan mı?
Sizinki tatlı can da bizim ki patlıcan mı?
Süründük bu kadar yıl Aydın'da, Muş'da, Van'da,
Kahve gibi kavrulduk, dövüldük bu havanda,
Şöyle bir yaşamadık Karlisbat'da, Lozan'da,
Fakat arılar gibi çalıştık bu kovanda,
Balı, kaymağı sizin, bize acı soğan mı?
Sizinki tatlı can da, bizimki patlıcan mı?
Namdar Rahmi Karatay
http://www.bildirgec.org/imaj/dogukansavas/mutluazinlik.JPG