11 Nisan 2009 Cumartesi

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

Türk bayrağı ve Atatürk fotoğrafları! 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve ...


-->
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışının 87. yıldönümünü gurur ve coşkuyla kutluyoruz.
Tarihimizde önemli bir dönüm noktası olan 23 Nisan 1920, varlığına kastedilen yüce Türk Ulusu'nun uyanışını; esaret zincirlerini kırarak, kendi yazgısına el koyduğu günü simgelemektedir.
Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasındaki en önemli etkenlerden biri, hazırlık aşamasındaki kararlı ve tarihi adımların, ulusun ortak sesi olarak atılmasıdır. Büyük Atatürk, başlatmak istediği kurtuluş hareketinin ancak ulusla birlikte başarılabileceğini görmüştür.
Büyük Önder Atatürk'ün "Türk Ulusu'nun asırlar süren aranmalarının özü ve O'nun bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı bir timsali" olarak nitelediği Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Ulusal Bağımsızlık Hareketinin içinde oluşmuş, aldığı cesur kararlarla Kurtuluş Savaşı'nı yöneterek başarıya ulaştırmıştır.
Kurtuluş Savaşı'yla Ulusumuzun varlığını koruyan, Lozan Antlaşması'yla da egemenliğini sağlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu yönüyle dünya parlamentoları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Egemenlik kayıtsız, şartsız Milletindir" ilkesinin oluşturduğu demokratik rejimimizin temel kurumu, ulusal egemenliğin somutlaştığı ve Ulus iradesinin temsil edildiği yüce bir organdır.
En değerli varlığımız olan Cumhuriyet, yeni kurulan bir devletin ulusal bağımsızlığını kazanabilmek için giriştiği eşsiz bir savaşın sonucunda elde ettiği büyük bir kazanımdır.
Egemenliğin kayıtsız, şartsız Millete ait olduğu bu yeni yönetim biçimi, Türkiye Cumhuriyeti'ne yurttaşlık bağı ile bağlı olan herkese birey olma olanağı sağlamış ve bunun sorumluluğunu da yüklemiştir.
Devletin ve toplumun geleceğinden kendini sorumlu tutma bilincine erişmiş etkin bireyi var eden bu anlayış, insanlığın ortak değeri olan uygarlığın gelişimine büyük katkılar sağlamıştır.
Atatürk'ün, "Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar mahvolur. Ulusların esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar" sözü, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelindeki çağdaş anlayışı en iyi biçimde yansıtmaktadır.
Atatürk, Cumhuriyet'i kurarken çağdaş uygarlık düzeyine erişmeyi ulusumuza hedef olarak göstermiştir. Türkiye'nin çağdaşlaşma ve Batı'ya yönelme hedefi, Cumhuriyet'in kurulması ile birlikte başlatılmış bir süreçtir.
Cumhuriyet dönemi, Türk tarihinin en uzun barış dönemi olmuş ve büyük bir kalkınma gerçekleştirilmiştir.
Geçen 87 yılda dünyada yaşanan büyük sıkıntılara, ekonomik, toplumsal ve siyasal çalkantılara karşın, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık ereğinden sapmadan bugünlere gelebilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçekleştirdiği atılımlarla büyük başarılara ulaşmasını, ulus egemenliğini üstün kılan, demokratik açılımlara olanak verecek dinamik bir yapıda kurulmasına borçluyuz.
Hiç kimse unutmasın ki; Türkiye, küresel bir güç durumuna gelerek yeni dünya düzeninde hak ettiği saygın yeri alacaktır.
Milletimize , devletimize ve demokrasimize olan inancımızı koruyarak, Cumhuriyet'in dayandığı temel niteliklere ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalarak, gereksinim duyulan reformları gerçekleştirerek, önümüzdeki dönemde mutlu, büyük ve güçlü bir Türkiye'yi yaratmamız gelecek kuşaklara karşı tarihsel sorumluluğumuzdur.
Kurtuluş Savaşı'nın en zor koşullarında, Ulusumuzun esenliği yönünde aldığı kararları başarıyla yaşama geçirebilmiş olan Meclisimizin, bugün de sorunların çözümünde, üzerine düşeni yapacağından kuşku duyulmamalıdır.
Önünde aydınlık bir gelecek bulunan Türkiye, birlik ve dirliğe bugün her zamankinden daha çok gereksinim duymaktadır.
Çocuklar bir toplumun geleceğidir. Her toplum, çocuklarına sahip çıkmak, onların en iyi biçimde yetişmelerini sağlamak zorundadır.
Çocukluk, yaşamın en güzel dönemidir. Hiçbir olumsuzluk, hiçbir sorun çocukların, yaşama sevincini azaltmamalıdır.
Çocuklar sevgiyle büyüyen çiçeklerdir. Gülen yüzler, sevinç içerisinde parlayan gözler, her zaman sevgiye gereksinim duyan sıcacık yürekler, aslında toplumun ortak umudunu yansıtmaktadır.
Milletimizin en değerli varlığı olan çocuklarımızın, güzel bir ortamda yetişmeleri ve hiçbir sıkıntı ve güçlük çekmeden yaşamlarını sürdürmeleri temel amaçlarımız arasında olmalıdır.
Türkiye'nin yürüttüğü çağdaşlaşma çabaları, çocuklarımızın refah düzeyi yüksek bir toplumda, medeniyetin tüm olanaklarından yararlanarak gelişmelerini sağlamaya yöneliktir.
Devlet ve Millet olarak, 21. yüzyıl dünyasının gerisinde kalmamak ve çocuklarımızın yaşam koşullarını iyileştirebilmek için öncelikle, onlara çağın gerektirdiği bilgi ve becerileri kazandırmalıyız.
Eğitim, toplulukları çağdaş uygarlık düzeyine yükselten vazgeçilmez temel etkinliktir.
Her alanda, çağdaş ve evrensel ilkeleri benimsemiş Türk toplumunun gelişmiş ve ileri ülkeler arasında yer almasının temel koşulu, eğitimin kalitesinin yükseltilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır.
Bu da ancak, bilime ve aklın egemenliğine dayanan eğitim yöntemiyle olanaklı kılınabilir.
Unutulmamalıdır ki, çağdaş eğitim düzeyi düşük bir toplumda demokrasi kültürü ile insan hakları ve sosyal adalet kavramları yerleşip gelişemez. Eğitim düzeyi ile demokratikleşme birbiriyle bağlantılıdır. Eğitim düzeyi yükselip çağdaşlaştıkça siyasal yaşam da demokratikleşecektir.
Çağdaş değerlere sahip vatandaşlar yetiştirebilmek için eğitimi, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, akıl ve bilimin aydınlığında yapmak zorundayız.
Geleceğin yetişkinleri olarak topluma yön verecek çocuk ve gençlerimizi, demokratik toplum yapısını yaşam biçimi olarak benimsemiş, hukuka saygılı, kurallara uyan, yeniliklere açık, akıl dışılıktan ve bağnazlıktan uzak, bakış açısı geniş, özgür düşünceye sahip, sorun çözme yeteneği yüksek insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Çağdaş uygarlık düzeyini yakalayabilmek için bu temel koşuldur.
Büyük Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı gün olan 23 Nisan'ı, çocuklara bayram olarak armağan ederken, Türk çocuklarının yurt sevgisini ve çalışkanlığını biliyor ve onlara güveniyordu. “Ne mutlu Türküm diyene” diyen Mustafa Kemal’in izinden gidip esenlik dolu günlere ulaşmak dileğiyle… Bayramımız kutlu olsun…


Hiç yorum yok: